KİEV’DE GEZİLECEK YERLER

Kategoriler KİEV'DE GEZİLECEK YERLER

Parkları, yapıtları, müzeleri, katedralleri, yemekleri ve kısaca şehrin bütünü bizi adeta büyüledi. Günde yaklaşık 30 kilometre yürüyerek şehrin altını üstüne getirdik!

1. Kreshtchatyk Caddesi ve Maidan

Biz Ukrayna gezimize Kreshtchatyk (Kreşatik) Caddesinden başladık. Bu cadde dünyanın en geniş caddelerinden biri. Hafta sonları ve tatil günlerinde bu cadde trafiğe komple kapanıyor ve insanları farklı çağlardan kalma heykelleri, anıtları ve yapıları hayranlıkla incelemeleri için hiçbir engel kalmıyor. Çok fazla mekânların, restoranların ve kafelerin bir araya geldiği bu noktada mutlaka oturarak kahvenizi yudumlarken etrafı izleyin deriz.

Kreşatik’ de çok fazla Türk restoranları da var, ancak biz zaten farklı tatlar aradığımız için, tercih etmedik. Kış olmasına rağmen adım başı dondurma dükkânları vardı ve bizde yemeden geçemedik. Eğer Kiev’de alışveriş yapmak istiyorsanız da Kreşatik Caddesinde yapabilirsiniz. Kreşatik Caddesine Kırmızı hat (1. Hat) üzerinde bulunan yine kendi adını taşıyan ‘Kreshtchatyk’ durağında inip ulaşabilirsiniz. Bizim otelimize bir metro durağı mesafesindeydi. Sonrasında Kreşatik Caddesinin paralelinde bulunan Maidan Meydanı (Bağımsızlık Meydanı) ile devam ettik Kiev gezimize.

Maidan Kiev’in en büyük meydanı. Turuncu devrim sırasında yapılan ilk gösterilerde bu meydanda yapılmıştır. Geçmişten gelen kötü anıları silmeye çalışan bu meydan, bugünümüzde şehrin kalbi olarak bilinmekte ve her zaman aşırı kalabalıktır. Bağımsızlık Meydanında elinize yiyecek ve içecek alıp bir parka oturup ortamın tadını çıkarabilirsiniz.

2. St. Sophia’s Cathedral (Aziz Sofya Katedrali)

Aziz Sofya Katedrali Ukrayna’nın 7 harikasından biri olarak gösteriliyor ve Ukrayna’nın en eski anıtı olarak bilinen Katedral, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor ve Kiev’in en çok ziyaret edilen yerler arasındadır. St. Sophia’s Cathedral ismini İstanbul’da bulunan ‘Hagia Sophia’ dan almıştır ve şu an müze olarak kullanılıyor.

Aziz Sofya’ya Kreşatik Caddesinden yaklaşık 10 dakika yürüyerek ulaşabilirsiniz. Giriş için eğer müzenin her tarafını gezmek istiyorsanız 200 Grivna ödemek zorunda kalrsınız. Aziz Sofya Katedrali için toplamda 4 bilet seçeneği var: Bahçeye giriş için 20 Grivna, Kuleye çıkış için 60 Grivna ve katedral artı diğer kısımlar için 100 Grivna. Biz sadece kuleye çıkıp şehri kuş bakışı görmek istedik, ve bunun için 60 Grivna ödedik ve 250 basamak çıktık.

Kuleye çıktığınızda karşıdan Aziz Michael Katedralini görüyorsunuz. Müzeyi hafta içi ve hafta sonu 10-17.30 saatler arası ziyaret edebilirsiniz. Eğer öğrenci kimliğiniz varsa, müzeyi %50 indirim ile giriş yapabilirsiniz.

3. Golden Gate ‘Zoloti Vorota’ (Altın Kapı)

Kentin Bizans zamanı ana giriş kapısı olan Golden Gate, Kievin kurucu prensi Yaroslav Mudri tarafından Konstantinopolis’te bir benzeri bulunan şehir kapısından esinlenerek yaptırılmıştır.

Kiev’in köklü geçmişini simgeleyen Altın Kapı’yı merak ediyorsanız yine Kreşatik Caddesinden  ve ya Yeşil Metro hattını kullanarak ‘Zolot Vorota’ durağında inerek ziyaret edebilirsiniz. Biz Kreşatik Caddesinden yürümeyi tercih ettik ve yaklaşık 15 dakika sonra Altın Kapı’ya ulaştık. Altın Kapı’da Halloween kutlamalarına denk geldik ve açıkçası çok da güzel oldu.

4. Poshtova Ploshcha Füniküler 

Fünikler girişi – adeta bir müze

Otelimiz Podile ve dolayısı ile fünikülere de yakın olduğu için biz, Aziz Michael Katedraline gitmek ve sonrasında Podil’e ulaşabilmek için fünikülere binmeyi tercih ettik.

Merak edenlere söyleyeyim tam tersi de mümkün: Podil’e ulaşıp, Andrevski yokuşunu çıkıp yine katedrale ulaşabilirsiniz, ancak füniküler ile yukarı çıkmak ve harika bir manzara ile karşılaşmak varken, neden yokuşu çıkalım ki? Öncelikle füniküler için geldiğimiz istasyona bayıldık. Kendimizi bir müze girişinde hissettik. Bilet için yine 8 Grivna verdik ve füniküler yaklaşık 10 dakika sonra hareket etti (toplamda 4 kişiydik).

Yukarı çıktığımızda karşılaştığımız manzaradan etkilenmemek elde değildi. Son baharın renkleri ve Kiev’in Dinyeper Nehrine doğru olan manzarası ile birleşince ortaya harika bir tablo çıktı. Fünikülere binilmeli ve görülmeli!

5. St. Michael’s Golden-Domed Monastery

İhtişamlı Aziz Michael Katedrali

Görkemli ve ihtişamlı bir yapı olan Aziz Michael Katedrali konum olarak Aziz Sofya Katedralin karşısında bulunuyor. Bu katedral için giriş ücretsiz, ancak bazı kısımları için ücret isteniliyor. Katedralin iç kısmında fotoğraf çekmek yasak, sadece dış kısmında izin veriliyor.

Bahçeye girer girmez altın kubbelerin ve harika bir uyum içerisinde olan mavi renkten etkileneceksiniz. 108-1113 yılları arasında inşa edilen bu katedralin duvarlarının ve kemerlerinin üzerinde yer alan ikonlar ünlü ressam Dimitrije Auromovi’in eseridir.

Aziz Michael Katedralinden yokuşu çıkıp çok yakınında olan fünikülere binebilir ve ya Andrevsky yokuşundan inip Podil’e geçebilirsiniz. Biz nasıl gezdik? Otelimiz konum itibariyle Podil’e ve fünikülerin kalktığı ‘Poshtova Ploshcha’ durağına çok yakın. O yüzden biz o duraktan 8 Grivna verip füniküler kullandık ve harika bir manzara eşliğinde yukarı çıktık.

Kiev’e giderseniz bunu mutlaka yapın derim. Yukardan manzara o kadar eşsiz ve özel ki anlatamam. Fünikülerin durduğu kısımda fotoğraf çekebilmek için küçük bir balkon da yapılmış. Sonrasında Aziz Michael Katedralini ziyaret edip, Andrevski yokuşunu yürüyerek Aziz Andreas Katedraline ulaştık.

6. St. Andreas Katedrali

Aziz Andreas Kilisesi – Andrevski yokuşunda bulunuyor

18. yüzyıl ortasında inşa edilmiş bir Ortodoks kilisesisdir. Andrevski yokuşunda bulunan bu kilise barok tarzı ve su yeşili rengi ile dikkat çekiyor. Mimarı İtalyan asıllı Francesco Rastrelli’dir ve kilise ismini İsa’nın 12 havarisinden biri olan Aziz Andreastan almıştır.

7. Andryevskiy Spusk ve Podil

Podil’e inen Andrevski yokuşu

Podil Kiev’in en eski ve en dikkat çeken semti. Biz Podil’e Aziz Micheal Katedralinden Andrevski ‘Andryevskiy Spusk’ yokuşunu inerek yürüyerek ulaştık, ama eğer yürümek istemiyorsanız, belirttiğim gibi fünikülere ya da Mavi Hattı kullanarak ‘Kontraktova Ploshcha’ durağında inebilirsiniz. Andrevski yokuşuna tek kelime ile bayıldım. Burası o kadar tarihi ve anlamlı ki anlatamam. İstanbul için Sultanahmet ne ise, Kiev için de Podil aynı anlamdadır.

Eski yapılar arasından yürürken hediyelik eşya bakabilir ve sonrasında güzel bir mekânda kahve için mola verebilirsiniz. Biz acıktığımız için öncesinde Gürcü bir restoran/ bar olan ‘Chacha Bar’ da yemek yedik ve gerçekten yemekler efsaneydi. Hediyelik eşya arıyorum ya da evime Ukrayna’ya özgü bir şey almak istiyorum diyorsanız bu yokuşu yürürken mutlaka seveceğiniz bir şeyler bulursunuz.

Ayrıca ana şubesi Lviv’de olan ve Podil’de bulunan ‘lviv handmade chocolate kiev’ uğramadan dönmeyin. Bir kahve yanı istediğimiz çikolata çeşitlerden seçtik ve ayrıca hediyelik bir paket yaptırdık.

8. Mariinskiy Park

Mariinskiy Park 🙂

Kiev’e gidip de bu parkı görmeden olmaz! Parklar şehri olan Kiev’de mutlaka görmeniz gereken en popüler parklardan biri.

Mariinskiy Park, Mariinskiy Sarayının hemen yanında. Havuzlar, heykeller ve yeşil içerisinde manzaralı bir park kendisi. Yazın bu parkta birçok etkinlik/ festival düzenleniyor ve eğer sevdiğinizle birlikteyseniz, Âşıklar köprüsünden geçmeden dönmeyin

9. ‘Pechersk Lavra’ (Mağaralar Manastırı)

Mağaralar Manastırı

Ortodoksların kutsal hac olma merkezi olarak kabul edilen ve UNESCO Dünya Mirası Listesinde bulunan ‘Pechersk Lavra’, yani Mağaralar Manastırı, içerisinde toplam 18 tane kilise bulunduruyor. Şimdiye kadar birçok Manastır gördüm, ama hiç bu kadar etkilenmemiştim.

Yaklaşık 28 hektara yayılmış olan Manastır topluluğu, özellikle renkleriyle ve altın kubbeleri ile çok gizemsel ve büyüleyici bir atmosfer sergiliyor. O kadar büyük ve büyüleyici ki, adeta kendinizi başka bir evrende hissediyorsunuz. Mağaralar Manastırına giriş ücretli. 70 Grivna isteniliyor ve gişe önünde biraz beklemeniz gerekebilir. Eğer öğrenciyseniz yine bu ücretin yarısını ödüyorsunuz.

Not: Eğer eski bir öğrenci kimliğiniz varsa mutlaka yanınıza alın, çünkü bu diğer müzeler/ katedraller için de geçerli. Tarihe ve geçerliliğine bakmaksızın anında %50 indirim uygulanıyor.

Mağaralar Manastırı haftanın her günü 09.00-19.00 saatleri arası açık. Manastıra ulaşmak için kırmızı Metro hattını kullanarak ‘Arsenalna’ durağına kadar gidebilirsiniz. Böylelikle Arsenalna Metro istasyonu da görmeden gitmemiş olursunuz. Detaylar için 9. Kısmı okumanızı rica ediyorum. Arsenalna’dan sonra yürüme mesafesi çok olduğundan Uber kullanabilirsiniz, ancak biz yine yürümeyi tercih ettik ve yaklaşık 1,5 km yürüdükten sonra Mağaralar Manastırına ulaştık. Sonrasında hemen yakınında bulunan Anavatan heykeline yürüdük.

Manastıra Church of Trinity’den giriliyor ve içeri girer girmez paskalya yumurtasını göreceksiniz. ‘The Great Lavra Bell Tower’ Manastırın en önemli çan kulesi. Johann Gottfried Schädel tarafından tasarlanmış olan kule 96,5 m yüksekliği ile manastırın en yüksek binası. Eğer kuleye çıkmak isterseniz 30 Grivna ödeyip çıkabilirsiniz. Bizim vaktimiz olmadığı için çıkamadık.

Turistler için enteresan ve farklı olan, 21. Numaralı girişten bahsetmek istiyorum biraz. Burada elektrik yok ve mağaralar birbirine bağlı. Burada hacı adayları ve papazlar ölmüş olan papazların ve rahiplerin tabutları hatta mumyaları var. Yüzleri gözükmese de elleri ve bazı vücut bölümlerini görebilirsiniz. Hacı adayları onları öpüyor ve yer altındaki kiliselerde ayin yapıp sonrasında hacı oluyorlar. Eğer elinizde bir mum yoksa hiç bir şey göremez ve oryantasyonunuzu da kaybedebilirsiniz.

Dikkat! Hac olma merasimi bildiğim kadarıyla belirli tarihlerde oluyor. Kilisenin içinde fotoğraf çekmek kesinlikle yasak, o yüzden ne yazık ki fotoğraf çekemedik. Eğer yer altı kiliselerini de gezelim diyorsanız, mağaralar manastırına kesinlikle yarım gününüzü ayırın, çünkü kısa sürede gezilecek bir yer değil. Biz gittiğimizde hava kararmak üzereydi ve kapanışa kadar yarısını bitiremedik.

10.Mikro Minyatür Müzesi

Sadece Kiril Alfabesi kullanılarak yapılmış

Mağaralar Manastırına gelmişken, ‘Mikro Minyatür Müzesini’ de görmeden gitmeyin deriz. İçerisinde sadece mikroskop ile görülebilen ve Guinness rekorlar kitabına giren eserler var. Mikro Minyatür Müzesi için giriş 50 Grivna (Öğrenci için yine 25 oluyor) ve müze salı günleri kapalı.

Ukraynalı minyatür sanatçısı Nikolay Syadristıy’ın özel bir teknoloji ile yaptığı ve dünyanın en küçük kemanı, kitabı, saati, satranç tahtası ve daha birçok eser sadece mikroskop ile görülebiliyor ve görenleri hayran bırakıyor. Türkiye’de de sergi açan Nikolay Syadristıy’nin eserleri görülmeye değer. Sizlere iyi bir fotoğraf yakalamak için mikroskopun içinde gösterilen eseri fotoğraf makinesinin lensini yaklaştırarak çektik. Ve Syadristıy’ın bir eseri:

Sadece mikroskop ile görebildiğiniz bir eser

Biz başta girip girmemekte tereddüt etsek de, iyi ki kaçırmadık dedik! Müzedeki görevli bize nereli olduğumuzu sordu ve Türk olduğumuzu öğrenince, eser sahibi Syadristıy’ın İstanbul’da açtığı sergi gazete haberini gösterdi. Ayrıca kendisine açılışta hediye edilen Atatürk büstünü de gururla müzede sergiliyorlardı. Bizim de göğsümüz kabardı! Kısaca Mikro Minyatür Müzesine gitmelisiniz, çünkü Syadristıy sizi bir eser ile sizi o kadar şaşırtmayı başarıyor ki, gözlerinize inanamıyorsunuz.

11.‘Rodina Mat Zovyot’ Anavatan Heykeli

Anavatan heykeli

Mağaralar Manastırını çıkıp, yakın yürüme mesafesinde olan ‘Rodina Mat Zovyot’a doğru rotamızı çevirdik. Anavatan ya da Özgürlük heykeli olarak da bilinen Rodina Mat Zovyot, elindeki 16 metrelik kılıç ile birlikte yüksekliği 16 metre ve 560 ton olan heykel İkinci Dünya savaşını simgeliyor.

ABD’ de bulunan Özgürlük Heykeli kadar büyük olmasa da, ihtişamlı bir anıt. Asansör ile tepesine çıkmak istiyorsanız 300 Grivna, orta kısmına kadar ise 50 Grivna ödemek zorunda kalıyorsunuz. Bize 300 Grivna fazla geldiği için, biz sadece orta kısmına kadar çıktık ve açıkçası yeterli de geldi. Oradan Dinyeper nehrini ve şehri kuşbakışı izleyebilir ve bol bol fotoğraf çekilebilirsiniz.

Hemen altında İkinci Dünya Savaşı Müzesi bulunuyor. Giriş yine ücretli ama çok cüzi bir rakama (10 Grivna) müzeyi ziyaret edip, izin verilmemesine rağmen fotoğraf çaktırmadan çekebilirsiniz. Girişte fotoğraf çekmek isteyenlerden 30 Grivna ekstra alıyorlar. Bunu yapmamanızı tavsiye edebiliriz, çünkü biz sorunsuz fotoğraf çekebildik.

12.Derin- en derin – ‘Arsenalna’

Dünyanın en derin Metro istasyonu olan ‘Arsenalna’, 110 metrelik derinlikte bulunuyor ve bitmeyen yürüyen merdiveni ile insanları şaşırtmayı başarıyor. Metro’dan indikten sonra istasyona ulaşmak yaklaşık 5 dakikanızı alabilir, çünkü yürüyen merdivenler ile yukarı çıkmak tam olarak 2.50 dakika sürüyor (Evet, biz dakika tuttuk).

Görülmeli! Ancak şunu belirtmeliyim ki, Kiev’de genel olarak tüm metrolar çok derinde bulunuyor. O yüzden mutlaka buraya gitmelisiniz diyemem. Örneğin Kreşatik metro istasyonu da çok derin ve yaklaşık 2 dakika sürüyor inmeniz. Biz genel olarak her yere metro ve sonrasında yürüyerek ulaştığımız için, bir çoğunu görme imkanı bulduk. Görmeniz gereken metrolar arasında ayrıca şunlar var: Dnipro, Zoloti Vorotna, Universitet, Teatralna. 

13.Kiev’de Adalar turu

Trukaniv Adasından Kiev

Öncelikle Kiev’i boydan boya saran Dinyeper Nehrinde tekne turları düzenleniyor. Bir tekne turu yapmanızı kesinlikle tavsiye ediyorum. Tekne turları ortalama 1,5 – 3 saat farklı rotalar üzerinden gerçekleşiyor ve Kiev’i bir de nehir üzerinden görmenizi sağlıyor. Fiyatlar süreye ve görmek istediğiniz yere göre 180- 350 Grivna arası değişiyor.

Kiev şehri o kadar zengin bir şehir ki, yürüyerek ulaşabileceğiniz Adaları da var – evet yanlış duymadınız.

Parkovy Bridge- sadece yayalar ve bisikletliler için ve direk Turkhaniv Adasına bağlıyor

Trukhaniv Island – Adası

Şehir’den uzaklaşıp kafa dinlemek istiyorsanız, özellikle yaz aylarında ‘Trukhaniv Adası’na gidip plajında güneşlenebilirsiniz. Ulaşım çok kolay: Khreshchatyk Parkını geçtikten sonra nehre doğru devam ettiğinizde karşınıza çıkan ve sadece yayalar ve bisikletler için olan ‘Parkovy’ köprüsünü kullanarak karşıya geçmeniz gerek. Burada ilkbahar ve sonbahar doğa ile iç içe bir yürüyüş ve ya bisiklet kiralayıp gezebilirsiniz.

Köprü ’de cüzi bir rakama bungee jumping de yapabilirsiniz. Yaz aylarında plaj ’da beach party tarzı eğlenceler düzenleniyor. Hafta sonları özellikle ailelerin piknik için kullandığı bir adadır Trukhaniv Adası. Biz gittiğimizde şansımıza o gün çok güzel bir hava vardı. Ada o yüzden çok kalabalıktı. Birasını alıp gelen kendini adaya atmıştı. İnanamayacaksınız ama kabanlarla gezdiğimiz ve güneşe rağmen hafif üşüdüğümüz o gün, yüzenler bile vardı.

Hydropark Adası

‘Hydropark Adası’da tıpkı Trukhaniv Adası gibi şehre çok kolay ulaşımı ile dikkat çekiyor. Kırmızı Metro hattı ile ‘Hydropark’ durağında inip, sonrasında yine yürüyerek yaklaşık 5 dakikada ulaşabilirsiniz. Bu ada daha fazla aktivite yapma imkânı sunuyor: Lunapark, açık spor alanları, restoranlar vb. Adaların ikisinde de balık tutabilir ve doğanın tadını çıkarabilirsiniz.

Tschernobyl – Çernobil turu

Bizim bir günümüz daha olsaydı kesinlikle Çernobil’e giderdik. Ziyaret etmek isteyenlere bir kaç bilgi vermek isterim: Eğer gitmek istiyorsanız, mutlaka 15 gün öncesinde online Çernobil turu ayarlayın. Çernobile sadece tur ile katılabilirsiniz ve genellikle kontenjan çok çabuk dolduğu için öncesinde online yerinizi ayırtın. Tur ücretleri 70-120 Dolar arası değişebilir. Andrevski yokuşunda Çernobil müzesi de var. Ancak bizim gittiğimiz gün (pazar günü) kapalıydı.

#bilgezersin